
Geçmiş ilişkiler, çocukluk deneyimleri ve bilinçdışı örüntüler üzerinden derin bir kendini anlama süreci.
Bilimsel araştırmaya dayalı çift terapisi; iletişim, güven ve duygusal yakınlık üzerine çalışmalar.
Terapötik ilişkinin kendisi de iyileştirici bir araçtır. Güvenli bağlanma üzerinden çalışma.
Tekrar eden duygusal örüntüleri fark etmek ve dönüştürmek için derinlikli bir keşif süreci.
Yoğun kaygı, mutsuzluk, anlamsızlık hissi
Geçmiş yaşantıların izleri ve travma sonrası süreçler
Tekrar eden ilişki örüntüleri, terk edilme korkusu
Değersizlik hissi, özeleştiri, kendini tanıma
İletişim, çatışma, aldatma, boşanma süreçleri
Takıntılı düşünceler ve zorlayıcı döngüler
Psikodinamik terapi; kişinin duygu, düşünce, ilişki kurma biçimi ve tekrar eden yaşam örüntülerini anlamaya odaklanan bir psikoterapi yaklaşımıdır.
Bu yaklaşımda yalnızca bugünkü sorunlara değil, kişinin geçmiş ilişkilerine, çocukluk deneyimlerine, bastırılmış duygularına ve bilinçdışı süreçlerine de bakılır. Kişinin yaşamında tekrar eden ilişki problemleri, yoğun kaygılar, değersizlik hissi, terk edilme korkusu ya da kendini anlamlandıramadığı duygusal tepkiler terapi sürecinde birlikte ele alınır.
Psikodinamik terapi, yalnızca belirtileri azaltmayı değil; kişinin kendisini daha derinlikli biçimde tanımasını, duygusal farkındalığını artırmasını ve ilişkilerinde daha sağlıklı bağlar kurabilmesini amaçlar.
Gottman Çift Terapisi, ilişkiler üzerine uzun yıllar yapılan bilimsel araştırmalara dayanan bir çift terapisi yaklaşımıdır.
Bu yaklaşım; çiftlerin iletişim biçimlerini, çatışma çözme yollarını, duygusal bağlarını ve ilişkideki güven duygusunu güçlendirmeyi hedefler. Özellikle sık tartışma yaşayan, iletişim kurmakta zorlanan, duygusal uzaklık hisseden, aldatma sonrası ilişkiyi onarmaya çalışan ya da evlilik öncesi ilişkilerini daha sağlıklı bir zeminde değerlendirmek isteyen çiftlerle çalışılır.
Gottman yaklaşımında amaç, çatışmaları tamamen yok etmekten ziyade; çiftlerin birbirlerini daha iyi anlayabilmeleri, güvenli bir iletişim kurabilmeleri ve ilişkide duygusal yakınlığı yeniden geliştirebilmeleridir.
Hayır. Birçok kişi terapiye yalnızca kriz anlarında değil; kendini daha iyi tanımak, ilişkilerini anlamlandırmak, tekrar eden duygusal örüntülerini fark etmek ve yaşam kalitesini artırmak için de başvurur. Kaygı, ilişki problemleri, tükenmişlik, yalnızlık hissi, özgüven sorunları ve duygusal karmaşa ve kendini tanıma/anlamlandırma en sık başvuru nedenleri arasındadır.
İletişim problemleri yaşayan, sık çatışma yaşayan, duygusal uzaklık hisseden, güven sorunları yaşayan, aldatma sonrası ilişkiyi değerlendirmek isteyen ya da evlilik öncesi ve çocuk sahibi olma öncesi ilişkilerini daha sağlıklı bir zeminde ele almak isteyen çiftler çift terapisine başvurabilir.
İlk seans genellikle sizi, yaşadığınız süreci ve terapiye başvurma nedeninizi anlamaya yönelik ilerler. Hayat hikâyenizin tamamını anlatmanız gerekmez. Terapide süreç sizin hızınızda ilerler ve kendinizi hazır hissettiğiniz kadar paylaşmanız yeterlidir.
Evet. Terapi süreci etik kurallar çerçevesinde gizlilik esasına dayanır. Ancak kişinin kendisine ya da bir başkasına zarar verme riski bulunması gibi yasal istisnai durumlarda gizlilik sınırları değişebilir. Bu sınırlar ilk görüşmede detaylı şekilde konuşulur.
Online terapi, uygun koşullar sağlandığında yüz yüze terapi kadar etkili olabilir. Özellikle yoğun çalışan, farklı şehirde yaşayan ya da ev ortamında kendini daha rahat hisseden kişiler için erişilebilir bir alternatif sunar.
Terapi süresi kişinin ihtiyaçlarına, yaşadığı problemin yapısına ve terapi hedeflerine göre değişir. Terapinin süresi birlikte değerlendirilir.
Genellikle haftada bir görüşme ile başlamak önerilir. Ancak ihtiyaç ve sürece göre görüşme sıklığı birlikte planlanabilir.
Terapi, yargılanmadan konuşabileceğiniz güvenli bir alan sunmayı amaçlar. Terapinin temelinde kişinin anlaşılması, duygularının ve deneyimlerinin birlikte keşfedilmesi yer alır.
Evet. Bazı konular üzerine konuşmak zaman zaman yoğun duygular yaratabilir. Ancak terapi, kişinin bu duygularla tek başına kalmadan güvenli bir ilişki içerisinde çalışabilmesine alan açar.
Terapiye “doğru şeyleri söyleme” zorunluluğuyla gelmeniz gerekmez. Nereden başlayacağınızı bilmiyor olmak da sürecin doğal bir parçasıdır. Sizi terapiye getiren şeyi konuşmak için gelmeniz yeterlidir.